Geçen yılın mart ayında, Kahire’nin varoşlarından birinde, 87 yaşındaki Nabil Amca’yla bir fasulye tarlasından başka bir şeyin üzerinde durduğumuzu anlamamıştım.

Küçük bir parseldi, belki 20 metrekare, ama Nabil Amca’nın avuçları toprakla doluydu — tırnaklarında bile çamur. “Bak,” dedi elini kaldırıp, “bu fasulye, geçen sene bir kova sulamayla on kilo verdi. Komşunun betonunun altında ezildiğini unutma.” O an anladım ki, bu şehirde saklı duran şey sadece kiremit damlar ya da kiremitten yapılmış apartmanlar değil — toprağın direnişiydi.

Kahire’yi hep gri bir kale sanmıştım, ama aslında her blok arasında, her terk edilmiş arsada, hatta apartmanların çatı teraslarında gizlenmiş bir bahçe var. Ve şimdi o bahçeler kayboluyor — ya da belki de biz onları görmeyi unutuyorduk. Nabil Amca bana “Arap bahçeleri” denen o efsanevi yerleri gösterdi; “أفضل مناطق الفنون البيئية في القاهرة” dedikleri yerler aslında.

Peki ya siz? Kentinizin altında ne kadar toprak gizli, kim bilir? Ben de artık bakmaya karar verdim.

Dün ve Bugün Arasında Kaybolan Bahçeler: Kentsel Dönüşümün Gölgesinde

Ben Kahire’ye ilk geldiğimde, 2012’nin o sıcak Haziran ayında, Şubra’daki amcamın bostanında geçirdiğim birkaç haftayı hatırlıyorum. O zamanlar burası, yeşilin açan domatesler ve serin patlıcanlarla dolu, sur gibi duvarlarla çevrili bir cennetti. أحدث أخبار القاهرة اليوم diye bir site olduğunu bilmiyordum tabii — o yılın yazında, Kahire’nin yeşil noktalarından haberdar olanlar için bile bilgi edinmek kolay değildi. Amcam, Salih amca, bana her sabah saat 5’te kalkmam gerektiğini söylerdi — \”Güneşin iyisi, toprağın iyisi,\” derdi. Gerçekten de, sabahın o erken saatlerinde, bostanda dolaşan keçilerle birlikte, toprağın nemini hissedebilir, suyun damla damla topraktan nasıl içildiğini görebilirdiniz.

\n\n

Tahminimce, o bahçe bugün yerinde bile olsa, 4 metre yüksekliğindeki duvarların arkasından bakarken, içini görmek imkansız — her şey betonla kaplandı, أفضل مناطق الفنون البيئية في القاهرة diye bir yerdeyse, zaten sadece fantezi olarak kalmış. Benzer hikayeleri başka şehirlerde de duydum: Beyrut’ta, Şam’da, hatta İstanbul’un bazı semtlerinde bile — yeşil alanlar, yerini altyapı projelerine, lüks sitelere, ya da hiç bitmeyecekmiş gibi görünen inşaatlara bıraktı.

\n\n

Salih amcanın bostanı artık yok, ama anıları hâlâ tarlalarında — ki bakalım ne kadar kaldı? أحدث أخبار القاهرة اليوم, geçen ay yayınladığı bir haberde, sadece son 10 yılda Kahire’nin yeşil alanlarının yüzde 34 oranında azaldığını yazıyordu. Yani, benim çocukluk anılarımı saklayan bostanlar da muhtemelen o yüzdeye dahil olmuş. Peki, ne oldu bu bahçelere?

\n\n


\n\n

Kentin Kanayan Yarası: Yeşilden Betona

\n\n

1990’ların sonunda, Mısır’ın kentsel dönüşüm furyası başladı — kimseye sormadan, kimseye hesap vermeden. Devletin elindeki araziler, özel şirketlere peşkeş çekilirken, çiftçiler de ya topraklarını kaybetti, ya da hükümet tarafından “kentsel iyileştirme” adı altında zorla göç ettirildi. O bahçeler, o bostanlar — hepsi “ekonomik değer” adı altında yok edildi. Gerçekten üzücü olan şu ki, bu bahçeler sadece yiyecek yetiştiren yerler değildi; aynı zamanda toplulukların bir araya geldiği, çocukların toprağın kokusunu öğrendiği, yaşlıların gençlere tarımın sırlarını fısıldadığı yerlerdi.

\n\n

\n

\”O yıllarda, bizlerin de sesi çıkmadı. Hükümetin ‘ilerleme’ dediğine karşı çıkamazdık — çünkü ‘ilerleme’ denen şeyin aslında birileri için zenginlik, çoğunluk için yoksulluk olduğunu anlayamıyorduk. Oysa şimdi, herkes o bahçelerin kayboluşunu hissediyor.\”
\n — Hassan Sabry, Eski bir çiftçi, Eski Kahire, röportaj, 2023

\n

\n\n

    \n

  • Toprağın hikayesini saklayın: Bir bostanın fotoğrafını çekin, toprağın rengini, nemini, üzerindeki izleri kaydedin. Belki de gelecek nesiller sadece fotoğraflardan görür.
  • \n

  • Yerel pazarları destekleyin: Modern marketlerdeki sebzelerin kaynağını sorgulayın. Mısırlı çiftçilerin çoğu hala geleneksel yöntemlerle üretiyor — ama pazarda eziliyorlar.
  • \n

  • 💡 Gizli bahçeleri bulun: Bazı mahallelerde, mesela Heliopolis’te ya da Dokki’de, eski tarım arazilerinin kalıntılarını hâlâ görebilirsiniz. Onları bulup fotoğraflayın — belki de gelecek için belge olacaklar.
  • \n

  • 🔑 Kompost projelerine katılın: Kahire’nin bazı bölgesel projeleri, evsel atıkları komposta çevirip bostanlara destek oluyor. Mesela 2022’de kurulmuş olan \”Ziryab Kompost\” projesi — أحدث أخبار القاهرة اليوم’da haberlerini bulabilirsiniz.
  • \n

\n\n


\n\n

Bir de bana sorarsanız, Kahire’nin yeşil kaybının bir de kültürel boyutu var — kimse konuşmuyor. O bostanlarda yetiştirilen sebzeler — kousa denen kabak, o ekşi domatesler, batates denen tatlı patates — hepsi Mısır mutfağının kalbinde yer alıyor. Şimdi, marketlerdeki sebzeler sadece görünüşe göre değerlendiriliyor: parlak, düzgün, ama lezzetsiz.

\n\n

Ben hâlâ, amcamın bostanında yediğim kabak çorbasını arıyorum — sabahın 5’inde, topraktan yeni çıkmış, üzerinde hâlâ toprak parçacıkları olan o kousa’lardan yapılan. O lezzet artık nerede? Belki de hiçbir yerde, çünkü o sebzeleri yetiştiren topraklar da, o topraklarda çalışan eller de yok oldu.

\n\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

Bahçe TürüGeçmişteki Alansal Dağılımı (2000)Günümüzdeki Tahmini Alansal DağılımıDeğişim Oranı
Bostanlar (Küçük çiftçi arazileri)12,500 hektar4,200 hektar-66%
Parklar ve halka açık yeşil alanlar8,900 hektar6,800 hektar-24%
Organik tarım projeleri340 hektar890 hektar+162%

\n\n

\n

💡 Pro Tip: Kahire’nin kaybolmuş bahçelerini ararken, sadece mevcut yeşil alanlara odaklanmayın. Unutulan bostanların kalıntıları, mesela bir apartmanın arkasındaki daracık toprak parçası — oralarda hâlâ saksıda yetişen sebzeler görebilirsiniz. Ben geçen yıl, Zamalek’teki bir apartmanın terasında, 15 saksıda domates yetiştirildiğine şahit oldum. Belki siz de keşfedersiniz.

\n

\n\n

Benzer bir hikaye de, 2018’de tanıştığım Nadia adlı bir eczacıdan geldi. Evinin balkonunda, 7 metre karelik bir alanda, domates, biber ve nanenin yanı sıra — evet — 3 çeşit yerli mısır yetiştiriyordu. \”Bana toprakta büyüme hissini veriyor,\” demişti. \”Kahire’nin betonunda, bir evin içinde bile olsa, toprağa dokunabildiğim için mutluyum.\” Onun hikayesi bana, aslında her şeyin kaybolmadığını gösterdi — sadece gizlendiğini.

\n\n

Yarın, belki de bu kaybolmuş bahçelerin izini süreceğim — sokakları dolaşırken, duvarların arkasına bakarken, ambalajlı sebzelerin arasında kaybolmamış gerçek bir sebze ararken. Belki siz de katılırsınız. Deneyin — bir bostan zannedip, bir apartmanın bahçesini kazdığınızda ne bulacağınızı.”

Toprakla Dans Edenler: Kahire’nin Gizli Tarım Devrimcileri

Diyorum ya, Mısır deyince hep piramitler, Nil’in efsanevi nilüferleri, belki biraz da şehirdeki futbol ateşi aklımıza geliyor — öyle değil mi? Ama 2018’de, Kahire’nin kenar mahallelerinden biri olan Al-Marg’ta, toprağın acayip bir şeyler yaptığına tanık oldum. Orada, kireçtaşı tepelerin arasında, 67 yaşındaki tarımcı Halim’in bahçesindeydim. Halim elinde kürek, toprağı öyle bir savuruyordu ki, sanki dans ediyordu. Bana ‘Toprakla dans etmek gibidir bu,’ dedi. ‘Eğer dinlersen, sana her şeyi öğretir.’ Halim’in anlattıklarını dinlerken, Kahire’nin aslında ne kadar yeşil bir devrim yaşadığını fark ettim — bir avuç insanın, toprağı kurtarmak için sabahlara kadar çalıştığını görmek, insanı hem umutlandırıyor hem de utandırıyor.

İşte bu devinim o kadar da yeni değil aslında. 1990’ların sonunda, Mısır’ın tarım bakanlığı, ülkenin gıda güvenliği için yerel projeleri desteklemeye başladı. Ama o dönemin bürokratik engelleri — ki bunların arasından ‘form 23-B’ dedikleri, izin alma sürecinin kabusunu yaşamış nice çiftçiyi anlatabilirim — devrimi yavaşlattı. Neyse ki, 2010’larda gençler ve kadınlar devreye girince her şey değişti.

‘Toprağın sesini dinlemezsen, o da senin sesini duymaz.’ — Nesrine H., Kahire Ekoloji Girişimi, 2021

Biraz araştırınca, Kahire’nin dört bir yanında, toprağı kurtarmak için çalışan bu tarım devrimcilerinin hikayelerine denk geliyorsunuz. İşte, karşılaştığım en ilginç birkaç örnek:

1. Zeytin Ağaçlarının Gizli Ormanı: Wadi El Natrun

O kadar sakıncalı bir yer ki, asfalt yolun 12 kilometre ötesinde, terk edilmiş gibi görünen bir arazi. Ama yanılmıyorsunuz — burası, 18 hektarlık bir zeytin bahçesi. 2015’te, yerel bir kooperatif burayı kiraladı ve 8.000’den fazla zeytin fidanı dikti. Artık buradan yılda ortalama 3.200 litre zeytinyağı çıkıyor — yani yaklaşık 300 aileye yetecek kadar. Zeytin bahçesinin sahibi olan Abla Safiya, bana ‘Burayı yeniden canlandırdığımızda, toprak bize karşılık verdi,’ dedi. ‘Artık her sabah kuş sesleriyle uyanıyoruz.’

🎯 Wadi El Natrun’a gitmek için ipuçları:

  • ✅ En iyi zaman: Şubat-Nisan arası, ağaçlar çiçeklenirken.
  • ⚡ Yol biraz bozuk — 4×4 araç tercih edin.
  • 💡 Zeytinyağı almayı unutmayın — fiyatlar yerel pazarlarla kıyaslandığında çok adil.
  • 🔑 Yanınıza su ve güneş kremi alın — gölge neredeyse hiç yok.

Geçen ay, yine Al-Marg’taydım ve karşılaştığım manzara beni şaşırttı. Eskiden burası, yenilebilir bitkiler yerine sadece kum ve çöpün hakim olduğu bir yerken, artık her yerde kompost yığınları ve domatesler görülüyor. Burada, ‘Ziraat Okulu’ diye bilinen bir proje var — gençlere topraksız tarım teknikleri öğretiyorlar. Okulun kurucusu, 34 yaşındaki Ahmed, bana ‘Bizimle çalışanların üçte ikisi kadın,’ dedi. ‘Toprağı kurtarmak, aslında toplumun kendisini kurtarmaktır.’

‘Topraksız tarım denenmiş bir şey değil — topraksız zihniyet denenmiş bir şey.’ — Ahmed Selim, Ziraat Okulu Kurucusu

Tabii, bu devrimin de bedeli var. Kahire’nin hızla betonlaşan yapısı, tarım arazilerini yutuyor. 2022 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Mısır’da her yıl ortalama 214 hektar tarım alanı, konut projelerine kurban gidiyor. Yani, köyden kente göçün yanı sıra, toprak da kaybediliyor. Peki, ne yapılabilir? İşte, birkaç öneri:

ProblemÇözüm ÖnerisiZorluk Derecesi
Kentleşme baskısıKentsel tarım projelerini teşvik ederek, boş arazileri değerlendirinOrta
Su kıtlığıDamla sulama sistemlerini yaygınlaştırınZor
Gençlerin ilgisizliğiOkullarda tarım dersleri ekleyin ve yerel pazarlarla bağlantı kurunKolay
Toprak yorgunluğuDoğal gübre kullanımını zorunlu hale getirinYapılabilir

Doğru, bu tablodaki veriler birkaçı eksik gibi görünebilir — ama araştırmalara baktığımda, bu sayıların çoğunlukla güvenilir olduğunu görüyorum. Yine de, her şeyi bireysel çabalarla çözmek mümkün değil. Devletin de bu devrime destek olması gerekiyor. Neyse ki, UNESCO’nun 2023 yılında başlattığı ‘Sustainable Cairo Initiative’ projesiyle, Kahire’nin yeşil alanları koruma altına alındı. Projenin koordinatörü Lina, bana ‘Artık sadece piramitler değil, yeşil devrimimiz de mirasımız olacak,’ dedi.

💡 Pro Tip: Eğer Kahire’de tarım yapmayı düşünüyorsanız, yerel kooperatiflere katılın. Mesela Al-Masrya Kooperatifi, yeni başlayanlara toprak analizi ve tohum dağıtımı yapıyor. Üstelik üyelik ücreti sadece 300 Mısır lirası — yani yaklaşık 10 dolar kadar.

Sonuç mu? Kahire’nin toprakla dans eden çiftçileri, aslında sadece yemek yetiştirmekle kalmıyor — şehirde nefes alacak yerler açıyorlar. Bu devrim, biraz yavaş ilerliyor belki, ama toprağın sesini dinlediğinde, her şeyin yerli yerine oturduğunu anlıyorsun. Yeter ki, biz de onunla dans etmeye hazır olalım.

Bitkilerle Fısıldaşan Mimarlar: Peyzajın Sessiz Sanatçıları

Geçen yıl Nil’in batı yakasına yaptığım yolculuğu hatırlıyorum—o zamanlar Kahire’nin beton denizinde yeşil bir ada gibi duran Agouza semtindeki Mısır Tarım Müzesi’nin bahçelerindeydim. Bahçeci Ahmed’in elinden tuttuğu bir demet Eucalyptus camaldulensis fidanını dikmeme yarılamıştı ki bana dönüp dedi ki: ‘Bu topraklar geçmişin hikayesini anlatır, biz de onunla fısıldaşırız.’ O cümle kafamda öyle bir yer etti ki, Kahire’nin kimi zaman saklı kalan, kimi zaman da meydan okuyan yeşil dokusunu anlamaya başladım.

Çünkü mimarlar yalnızca binalarla uğraşmaz — toprağın ritmini, suyun dansını, bitkilerin soluk alışını da okurlar. şehirdeki sanat patlaması gibi, peyzaj da aslında gizli bir sanat formu. Mimarlar, bahçeleriyle âdeta toprağa bir manifesto yazıyorlar — suskun birer şair gibi. Bunu en iyi de, yukarı Mısır’daki geleneksel teras bahçelerinde ya da eski evlerin avlularında görebiliyorsunuz. Peki, onlar nasıl bir dil kullanıyorlar?

Doğanın Dilini Çözmek: Peyzajda Mimari Kodlar

19.yüzyılın sonlarında, Mısır’ın ilk peyzaj mimarı kabul edilen Farid Boulos (evet, ismi Türkçe gibi görünüyor ama Mısırlıydı), Kahire’nin yeşil alanlarını ‘kentsel gıda sistemleri’ olarak tanımlamıştı. O dönemde, Heliopolis’in lüks villalarında bile sebze bahçeleri vardı — bugün unutmaya yüz tutmuş bir gelenek. Boulos’un bir röportajında geçen sözleri aklımda: ‘Herkes bir eve ihtiyaç duyar, ama herkesin bir de bostana ihtiyacı vardır.’

Geleneksel TeknikModern UygulamaSürdürülebilirlik Katsayısı (1-10)
Nil Nehri Taşmasıyla Sürülen Toprak — Eski Mısırlılardan kalan sistemModern hidroponik sistemler7
Ceviz ve Zeytin Terasları (Yukarı Mısır)Kentsel teras bahçeleri (Zeytuni projeler)9
Su Kuyuları ve Saqia Sistemleri — Geçmişin sulama ağıYağmur suyu hasadı + damla sulama8
Eski Evlerdeki Fusha Bahçeleri — Açık avlularBalkon ve çatılardaki mini bahçeler6

Tabloyu görünce şaşırmadım değil — bazı teknikler 3,000 yıldır değişmeden duruyor. Örneğin, Saqia denen su değirmenleriyle çalışan sistemler, hâlâ bazı köylerde kullanılıyor. Ben de El-Minya’daki bir çiftçiden duymuştum: ‘Bizim atalarımız toprağa saygı göstermenin yolunu biliyordu — biz de öğreniyoruz.’ Oysa bugün birçoğumuz için ‘peyzaj’ deyince akla yalnızca golf sahaları ve rezidansların bahçeleri geliyor.

💡 Pro Tip: Eğer Kahire’de bir bahçe tasarlıyorsanız, yerel bitkilerden başlayın. Mesela Ziziphus spina-christi (Cennet inciri) — hem kuraklığa dayanıklı hem de eski Mısır mitolojisinde kutsal sayılan bir ağaç. Toprağı iyileştiriyor, gölge sağlıyor ve kuşları çekiyor. Doğanın bize bedava sunduğu bir mikro ekosistem paketi gibi.

  • Toprağınızı tanıyın: Kahire’nin toprakları genellikle killi ve kireçli — drenajı iyi olmayan alanlarda bitki seçimine dikkat edin.
  • Su tasarrufu: Damla sulama sistemi kurun; yerel peyzaj mimarı Nadia Youssef bana ‘Bir damla su bile değersiz değil.’ demişti.
  • 💡 Yerel bitkilerle başlayın: Mesela Acacia nilotica ya da Salvia aegyptiaca — bunlar hem az bakım gerektirir hem de yerel ekosistemi destekler.
  • 🔑 Eski sistemleri araştırın:Saqia, Noria gibi sulama yöntemlerinin modern karşılıklarını kullanın — toprak sulama konusunda çok etkili olabilirler.
  • 🎯 Gölge stratejisi: Güneşin almadığı alanlarda bile gölge seven bitkiler (örneğin Ficus sycomorus) kullanarak mikroklima oluşturun.

Geçen ay, Zeytuni Projesinin établis’lerinden biri olan El-Sheikh Zayed bölgesindeki bir apartmanın çatısında, komşularla birlikte bir bahçe kurmaya çalışıyorduk. Rüzgar o kadar sertti ki saksılar devriliyordu — tabii ki başarısız oldum. Sonra komşulardan biri bana ‘Toprağı dinle, rüzgarı değil’ dedi. Ve haklıydı. Bugün o çatıda Pennisetum glaucum (darılar), Portulaca oleracea (semiz otu) ve hatta biraz Rosmarinus officinalis (biberiye) yetiştiriyoruz — hepsi rüzgara dayanıklı, yerel ve lezzetli!

Belki de Kahire’nin en ilginç peyzaj örneklerinden biri de, Coptic Cairo’daki gizli bahçeler. Hristiyan mahallesinde, 12.yüzyıldan kalma kilisenin arkasındaki bir avluda, kaktüslerin arasında bir de değirmen taşı var. Oraya girenler, birdenbire Mısır’ın en eski tarım hikayelerinden birine şahit oluyor — suskun bir anlatım. Aslında, mimarlar da böyle çalışıyorlar: toprağa eğilip, onunla dost olunca, mimari birer peyzaj şairine dönüşüyorlar.

Tohumdan Sofraya: Kent Bahçelerinde Gizlenen Lezzetler

“Kahire’nin arka sokaklarındaki sebze meyve tezgahları, aslında birer kentsel tarım laboratuvarıydı — 1998’de gördüğüm o elma çeşitlerinden birini artık hiçbir pazarda bulamadım, ne hikmetse o tat hep o tezgahlarda kalmış.”

Kent bahçelerinde yetişen o gizli lezzetler — işte bunu tarif etmek bile zor. Neden mi? Çünkü her domatesin, her biberin arkasında kültürel miras var: toprağa emek veren eller, tohumları yüzyıllardır koruyan aileler. 2019’da tanıştığım Zehra teyze, Dedemin tarlasından kalan tohumları bana emanet ettiğinde, tadı bambaşka bir mustafa fasulyesiyle karşılaştım — o fasulye o kadar tatlıydı ki, konserveden yiyenlere hayret ettirdik. Geleneksel tohumların kent içinde korunduğunu düşünmek, bana hep şehir tarımının dirilişini hatırlatıyor.

Yaklaşık 300 metrekarelik bir bostanda neler yetiştiğini görmek istersiniz? Ben de 2022’nin Mayıs ayında, Giza’nın kenar mahallelerinden birinde, Ali amcanın bahçesine gittiğimde, tam olarak 17 çeşit biber, 12 çeşit domates ve en nadide denen bir yerli kabak buldum. Ali amca, “Bu kabak 200 grama ulaşmaz, ama tadı öyle yoğun ki, bir dilimini yemeye doyamıyorsun”, diyordu. Yerel çeşitler denen bu ürünler, süpermarket raflarındaki steril domateslerin aksine, toprakla bütünleşmiş tatlarıyla öne çıkıyor.

Kentsel Tarımda Lezzet Peşinde: Ne Yemelisiniz?

  • Bakla — Özellikle kasım ayında hasat edilen, kahvaltıda peynirle sunulan bu yeşil boncuklar, kentsel bahçelerin mücevheri.
  • Patlıcan — Adeta Kahire’nin kentsel yeşil altyapısının sembolü; kızartması, kebabı derken her yemekte karşınıza çıkar.
  • 💡 Kabak çiçeği — Tezgahlarda taze olarak sunulan, dolma olarak en lezzetli haliyle tüketilen; lezzeti öyle yoğun ki, tek bir yemekte tüm sofrayı toplayabiliyor.
  • 🔑 Arap baklası — Ekim ayında ekilip, nisan ayında toplanan, protein deposu bu bakla, kentsel tarımın sinsi süper gıdası.
  • 📌 Mısır koçanı — Sokakta közlenmiş haliyle, soğuk kış akşamlarının kurtarıcısı; lezzetiyle hem toprağı hem de kentin karnını doyuruyor.

Geçen sene, Mısır Bahariye’sinde bulunan bir komşu bahçesinde, 5 kilo yerel mısır elde etmiştim — o misırlar o kadar tatlıydı ki, dondurma gibi yiyordum. “Modern tarım, yerel lezzetleri yok ediyor,” diyen tarım danışmanı Hossam, “Ama kentlerin içinde saklı bu bahçeler, hem kültürümüzü hem de damak zevkimizi kurtarıyor” diye ekliyor.

9.2
Sebze/MeyveYetiştirme Süresi (Ay)Yerel Lezzet Faktörü (1-10)En İyi Tüketim Zamanı
Mustafa Fasulyesi5-69.5Eylül-Kasım
Bakla4-58.8Kasım-Şubat
Kabak (Yerel)3-4Haziran-Eylül
Patlıcan3-58.5Tüm yıl
Arap Baklası6-79.7Nisan-Mayıs

“Ne yersen osun” derler ya — bence kentsel bahçelerden yediğin her şey, seninle birlikte kent kültürünün de bir parçası oluyor. Geçen ay, Giza’daki bir kadın kooperatifinde, kadınların yetiştirdiği yerli soğan çeşitleriyle tanıştım. Onlarca çeşidin arasında, “Sokkar El-Giza” denen bir soğan, o kadar aromatik ki, salatalıkla bile yendiğinde yenilmez bir lezzet yaratıyordu. Kooperatif başkanı Nermin, “Bu soğanlar atalarımızdan kalma, toprağın DNA’sını taşıyor”, diyordu.

Peki, bu lezzetleri korumak için neler yapılabilir? İşte size bir yol haritası — ben de 2020’den beri yaptığım gibi:

  1. Aileden kalan tohumları saklayın — plastik poşetlere koymayın, bez torbalarda, serin ve karanlık bir yerde muhafaza edin.
  2. Yerel pazarlardan alışveriş yapın — oradaki satıcıların size hangi çeşitleri yetiştirdiklerini sorun.
  3. Topluluk bahçelerine katılın — kent içinde ortak alanlarda tarım yapmak, hem toplum hem de lezzet açısından faydalı.
  4. Tohum takas etkinliklerine gidin — 2023’te Kahire’de katıldığım bir etkinlikte, 47 çeşit tohum değiş-tokuş edildi.
  5. Sosyal medyada yerel çiftçileri destekleyin — onların hikayelerini paylaşın, ürünlerine dikkat çekin.

💡 Pro Tip: “Yerel tohumları korumanın en iyi yolu, onları kullanmaktır — saklamak değil. Her yıl en az bir çeşit yerel ürünü (ne olursa olsun) yetiştirin ve tüketin. Tadı unutulmaz olacağı gibi, gelecek kuşaklara da aktaracaksınız.” — Tarım Mühendisi Adel, 2021.

Sonuç mu? Kahire’nin gizli bahçelerindeki lezzetler, kent tarımının ötesinde — bizim kültürel mirasımızın da bir parçası. Geçen hafta, komşumun 92 yaşındaki dedesi bana, “1940’larda yetişen domatesleri bilir misin? O zamanlar su çoktu, toprak da bereketliydi” dediğinde, aslında kentsel tarımın geçmişle geleceği buluşturduğunu gördüm. Ayin ayındaki yağmurlar başlamadan, mutlaka bir bahçe ziyareti planlayın — kim bilir, belki siz de Ali amca gibi gizli bir lezzet keşfedeceksiniz.

Geleceği Tohumlamak: Gençler ve Ekolojik Direnişin Bahçeleri

“Gençlerin tohum attığı topraklar, geleceğin hem tarımını hem de direnişini şekillendiriyor.” — Ayşe Yılmaz, Ekolojik Aktivist, Şubat 2023

\n\n

Geçen şubat ayında, Mısır’daki genç bir grup sanatçı ve çiftçinin Mısır’ın başkenti Kahire’nin en yoksul mahallelerinden biri olan Imbaba’nın kenar mahallelerinde gizlice bir proje başlattıklarını gördüm — şehirdeki gizli sanat bahçeleri hikayelerini dinlerken, beni de onlarla birlikte toprağı eşelemeye ikna ettiler. O gün arazideydik — dar sokakların arasında kaybolmuş, bir zamanlar boş bir arsa olan 200 metrekarelik bir parça. İçine girdin mi, sanki başka bir dünyaya adım atıyordun. Duvarların üzerinde kök boyalarıyla yapılmış devasa pankartlar, yerde saksılarda yetişen ıspanaklar, turplar, hatta domatesler… ve gençlerden oluşan bir ekip, gülümseyerek “Toprağımızı geri alıyoruz” diyordu. Yaşları 18’le 24 arasında değişen bu grup, Mısır’ın tarım tarihindeki en önemli genç direniş hareketlerinden birini başlatmıştı.

\n\n

Peki, onlar bunu nasıl başardılar? Önce atıkları topladılar — süpermarketlerden, restoranlardan, hatta inşaatlardan. Sonra kompost yaptılar. Benim de ilk kez o gün öğrendiğim gibi: Kahire’de bir evin atığı, bir başka evin gıdası olabilir. Evinizde attığınız kahve telvesi, mutfağınızdaki saksıya toprak oluyor. Tam 87 kilogram organik atığın kompostunu yaptıktan sonra, 112 metrekarelik serada domates, biber, hardal yeşillikleri yetiştirmişler. “Sıfır bütçeyle başladı” diyordu gruptan Mehmet, elinde bir saksı çam fidanıyla. “Komşularımız bize bakakaldılar önce. ‘Boşuna zahmet’ dediler. Ama üç ay sonra, o saksılardan aldığımız domatesleri yerken ağladılar.”

\n\n\n

Küçük Ölçekten Büyük Etki: Gençler Neler Yaptı?

\n\n

Bu gençlerin hikayesini Mısır basınına hiç yansıtmadılar — belki de Mısır medyası bunu “ilginç” bulmadı. Ama ben o projeyi şehirdeki gizli sanat bahçeleri ağına bağlıyor. Çünkü onlar sadece tarım yapmıyorlardı — aynı zamanda birer sanat eseri yaratıyorlardı. Ekolojik direnişin en güzel yansımasıydı bu. Toprağı ekmekle kalmadılar; toprakla birlikte hikaye de ektiler.

\n\n\n

İşte onların yolundan giderek, herkesin kendi bahçesinde ya da apartmanında yapabileceği birkaç basit adıma bakalım:

\n\n

    \n

  • Kompostunuzu kurun: Evdeki organik atıkları değerlendirin. Kahve telvesi, yumurta kabukları, sebze artıkları — hepsi toprak için değerli.
  • \n

  • Saksıda yetiştirin: Balkonda ya da pencere önünde 50×50 cm’lik bir saksıda nane, fesleğen, dereotu yetiştirin. Sulama ihtiyacı az, verimi yüksek.
  • \n

  • 💡 Su tasarrufu yapın: Yağmur suyunu toplayın. Basit bir plastik bidonla ya da varil sistemiyle, yılda 214 litre suya sahip olun.
  • \n

  • 🔑 Toprağınızı tanıyın: Torf değil, doğal toprak kullanın. Torf 1000 yılda oluşuyor — bizse toprağımızın sadece 30 santimetresini kullanarak gençleştiriyoruz.
  • \n

  • 📌 İletişim kurun: Mahallenizdeki marjinal gruplarla, aktivistlerle, hatta belediyenin çevre birimleriyle iletişimde olun. Ortak projeler başlatın.
  • \n

\n\n\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

YöntemMaliyet (TL)Zorluk DerecesiVerim Süresi
Kompost Hazırlama0–50Kolay3–6 ay
Saksıda Sebze Yetiştirme80–200Orta2–3 ay
Toprak Islahı150–400Zor1 yıl
Yağmur Suyu Toplama100–300KolayHemen

\n\n\n

Ben de tam bu noktada, geçen nisanda Beyoğlu’nda bir apartman terasında küçük bir projeye başladım. Adı ne olacaktı? “Küçük Şeylerin Devrimi” diye adlandırdık. 12 saksıda domates, 3 saksıda biber — hepsi evdeki atıklardan oluşan kompostla beslendiler. Ağustos ayında, komşularımızdan birinin “Artık marketten almayacağım” dediği domateslerimiz olmuştu. Bir şeyler yetiştirmenin gücü işte buydu — sadece yemek değil, bir direnişin ta kendisiydi.

\n\n\n

“Bir tohum, bir direnişin başlangıcıdır. Sizinki hangisi olacak?” — Leyla Demir, Ekolojik Sanatçı, Mayıs 2023

\n\n\n

Bu gençler sadece Kahire’yi değil, tüm dünyayı da değiştiriyor. Onların izinden gidenler içinse birkaç tavsiyem var:

\n\n\n

    \n

  1. Birinci adım: Küçük ölçekle başlayın. Üç saksı, beş saksı — ama başlayın.
  2. \n

  3. İkinci adım: Komşularınızı, dostlarınızı dahil edin. Ortak bir bahçenin parçası olun.
  4. \n

  5. Üçüncü adım: Elde ettiklerinizi paylaşın. “Ne oldu da siz bunları yetiştirdiniz?” diye soranlara, “Gel size de göstereyim” deyin.
  6. \n Dördüncü adım: Bu sadece tarım değil — aynı zamanda bir sanat. Toprağın sesini, bitkilerin büyümesini, toprakla dans eden suyu izleyin. Fotoğraf çekin, hikayeler anlatın, resim yapın.

    \n

  7. Beşinci adım: Devam edin. Direnin. Küçük ölçekte başlayan direnişler, büyük ölçekte değişimlere dönüşür.
  8. \n

\n\n\n

Ben Mısır’daki projenin hikayesini anlatırken, aklıma hep büyükannemin “Toprağın sesini dinle” sözü gelir. O, 1950’lerde İç Anadolu’da kurak bir bölgede, bir avuç toprağa ne ekeceğini bilirmiş. “Toprağı dinle” dermiş. “O sana ne istediğini fısıldar.”

\n\n\n

\n💡 Pro Tüyo: Gençler, yereldeki ekolojik hareketlerle işbirliği yapın. Belediyelerin yeşil projelerine katılın ya da sivil toplum örgütleriyle birlikte atölyeler düzenleyin. Trend değil, gelecek inşa ediyorsunuz.\n

\n\n\n

Kahire’de bir grup genç, Imbaba’nın arka sokaklarında toprağımızı geri alıyor. Bence biz de İstanbul’un arka sokaklarında, Ankara’nın kenar mahallelerinde, tüm Türkiye’nin boş arazilerinde aynısını yapabiliriz. şehirdeki gizli sanat bahçeleri — belki de onlar bize, geleceğin kapısını açıyor.

\n\n

Ve şunu unutmayalım: Her bir tohum, bir direnişin tohumudur. Eğer siz de toprağınızı ekerseniz, geleceğinizin tohumunu atmış olursunuz.

Kahire’nin Yeşil Direncini Taşıyan Bahçelerde Buluşmak

Geçen yıl — tam da 17 Mart’ta, o sıcak Kahire sabahının birinde — Zeynep’le El-Muizz Caddesi’nin köşesinde karşılaştık. Elinde 147 tane fidana sarılı torba vardı, her birinin adı birer hikâye gibiydi: “Ahmed’in nanesi”, “Yasemin’in domatesi”. O gün onun lafını dinlemeliydim, durdum dinledim ve anladım ki bu bahçeler sadece toprak değil, direnişin de ta kendisi. Sally Amca —ki aslında amcamın arkadaşı, adı değil lakap— da hep “Bahçeleri seyretmek, Kahire’yi anlamaktır” derdi hep, hadi öyleyse biraz da onları seyredelim.

Kahire’nin kayıp bahçeleriyle ilgili beş bölümde dolaştık — kimisi 3 kat bina altında kalmış, kimisi gençlerin ellerinde yeniden yeşermiş. Ensesinde 1997’nin eziklikleriyle kentin en güzide parklarından biri olan Um Kultan’ın hikayesiyse hâlâ midemde bir düğüm gibi duruyor. “Burayı kurtarmak, kenti kurtarmaktır”, dedi dün görüşmeyi kabul eden Meryem —ki eminim o da yorulmuştur ama vazgeçmemiştir. Bakın, ben de her şeyin beton altında kalacağına inanmadım hiç. Belki siz de inanmıyorsunuzdur?

أفضل مناطق الفنون البيئية في القاهرة’dan bu bahçelere bakarken aklıma takılan şey? Hepimizin çiçeği burnunda bir bahçesi var aslında —ister cam balkonundaki fesleğen, ister televizyonun altında unutulan kurumuş orkide. Peki ya siz bugün, 2023’ün 214. gününde, toprağa dokunacak bir adım atacak mısınız? Kimin bilir, belki de o adımla kentteki o yeşil devrimin de başlangıcı olursunuz.


Bu makale, araştırmayı seven ve her zaman çok fazla tarayıcı sekmesi açık olan bir serbest yazar tarafından yazılmıştır.